Dante’nin 10. Kantosundan esinlenen Ece Akay, bireysel deneyimini farklı şekilde çalıştığı, kendi içsel yolculuğunu somuta indirgeyen işlerini Nisan 2019’da Kova Sanat Galerisi’nde açtığı sergide paylaştı. Dante ile özdeş onun yolculuğu ve Sanatçı’nın kendi yaşam yolculuğu ve aştığı engeller serginin var olmasını sağlayan faktörlerdi.  

Metaforik bir ormanda bireyin kendi başına kaldığı anlarda kendisiyle yüzleşme ve yanlızlığının, kendine dürüstlüğünün sorgusu olarak yansıyan eserlerinde çıkılan yolda karşılaşılan kişiler, hayvanlar, doğaya bütünleşmenin hazzı her yolculuğun bilinmezinin içinde barındığı Korku’nun yaşanmasında bireyin aştığı engeller, yükselen ruhunun üzerindeki tanımsız etkisini farklı malzemelerle derleyen Akay, eserlerinde izleyici ile farklı malzeme ve yarattığı orman alanı ile bütünleşti. 

Paslandırma suluboya laviyle boyadığı bez üstüne ağaçlarının tam karşısında ormanda tepelere tırmanan seri halinde hayvanlar Sanatçı’nın tekrar heykele döndüğünün en güzel kanıtlarıydı. Kağıt üzerine yaptığı 3 boyutluluk etkisi veren eserleri  ormanda ağaçların yansıyan gölgelerinin yarattığı geometrik akslar, ormanda görülmesi  güç olan ufuk çizgisi galeri mekanında bile ormanda duygusu veren etkisi sunmaktaydı. 

Ece Akay - Parkta Yürüyüş, Metal, 2019
Ece Akay – Parkta Yürüyüş, Metal, 2019

Aslında yaşamın da bir tür orman olduğunu düşünürsek, aşılması gereken engelleri her aştığımızda büyüyen dünyamız ve bakış açımızın değişmesi Sanatçı’nın kendi ifadesiyle:

Yüzleşmek ve elindekilerle kendi ormanını yaratmak bu bunun resmini yapmanın sanatçıya verdiği huzur..” şeklinde özetlenebilir. 

Ece Akay’ın kendi ile yüzleşmesi ve serginin ilk çıkış noktası, “Şehirde yaşayan bir birey, tek başına gece de dahil bir  gününü ormanda yapayalnız geçirse, nasıl bir duygu içinde olur, ilkin törensel hissedilen bu tepi,  duygu ve  heyecan, ruhani olarak kişiyi başka boyuta taşır mı?” şeklindedir.

Dağa çıkmak ve bunun birey üzerinde yarattığı korku hissi” aynı zamanda bireyin kendi içinde yaşadığı duygu çeşitlilikleriyle ile yüzleşmesinde bunu kendine itirafının zorlukları serginin ana çıkışlarındandır.  

Akay bu sergisiyle ilk kez kavramsal sanatla bütünleşmiş eserleri ve ana eğitiminin gereği olan “maddede bütünlük” ve “heykel”e döner, yaşamının olgun evresini yaşayan Sanatçı kendini yetkin kılan dışavurumcu işleriyle izleyicinin de uyanmasını sağlar.

Batı resminde doğa manzaralarının evlerde asılması ve doğa resimlerine olan hayranlık tam da 19. yüzyılın şehirleşme ve sanayileşme heyecanı içinden doğar. Bu durumun hala farklı şekillerde yansımaları mevcuttur. Şehirde yaşayan biri için doğada olmak, ya da doğa resimlerine bakmanın rahatlatıcı etkisi kuşkusuz çok büyüktür. Bilgisayarımızın masaüstü arka planında belki de en çok rahatlatıcı doğa manzaralarını seçeriz.  Sadece parklar ve bahçelerle değil, sanal gerçeklik, fotoğraf, resim, müzikle ve edebiyatla da doğayı biçimlendiriyoruz. Aslında filtrelenmiş, bize ait olmayan bir deneyime bakarak iç geçiriyoruz. Oysaki bir ormanda tek başına, gece de dahil olmak üzere bir gün, hiçbir çadır, pusula ve çanta olmadan kalmayı başarabilir miyiz? Bu ne korkutucu bir deneyim olurdu. Karanlıkta ilerlemek, hayvan seslerini dinlemek, açlık, kirlenmek, üşümek hatta donmak hiç de romantik değil. Ormanda bir gece çok şeyi değiştirirdi. Kabul etmeliyiz ki çoğumuz sadece doğanın korkak seyircileriyiz..

“Çerçevelenmiş bir ormana bakmaktan kurtulup, oradan nasıl çıkabileceğimizin yolunu bulmalıyız. Ona olan hayranlığın nedeni bize vereceği huzur değil, ondaki başa çıkılamaz güç olmalı. Buna saygı duymalıyız. Hayaller uğruna ormanı ehlileştirmeyi bırakmalıyız. Dileğim bir ormanda yaşamak değil, parklarda kalarak, onun kurtulması için uğruna mücadele vermek olurdu. Sergiye hazırlık sürecinde ürettiğim çalışmalar, kendi hayatımda ormanı bu yönde anlamamı ve kendimi olduğum gibi kabullenmeme yardımcı oldu. Orman bensiz güzel.” Akay 2019

Ece Akay - Huş Ağacı Ormanı serisinden üç lavi, Kâğıt Üzerine Mürekkep, 10x15 cm her biri, 2019
Ece Akay – Huş Ağacı Ormanı serisinden üç lavi, Kâğıt Üzerine Mürekkep, 10×15 cm her biri, 2019

“Huş Ağacı Orman” kâğıt üzerine mürekkeple elde edilmiş bir seri çalışmadır. Laviler, güneşin çekilişi ve gece ay ışığıyla değişen hayali orman görünümleridir. Bir ormanda yolunu bulmak için ışığın ağaçlar ve toprak üzerindeki hayali gözlemi, ormanda bir gece yapayalnız olma düşüncesi ile belirmiştir. 

“Yıkılmış Ağaçlar” adlı düzenleme, tek bir noktadan gövdesine tutunmuş, kesik ağaç heykelleridir. Her birimde formun içindeki boşluk, ağacın kesilmeden önce yaşadığı varlığını korur. İzleyici kesilmiş ağaçların yataydaki gövdeleri arasında yürürken, heykellerin dikey yüzeyleri ağaçların ruhunu çerçeveler. Aslında çok ufak bir noktadan bedenlerine tutunmuş ağaçların gövdelerinden ayrılıp yıkılıp yıkılmayacağı, izleyicinin düzenlemenin içindeki yürüyüşüne bağlıdır. 

“Parkta Yürüyüş” adlı heykeller, kâğıdın katlanması ile aynı anda gökyüzü, yer, ağaçlar, tepelerin olduğu doğa parçaları yaratıyor. Bu yapılı doğa parçaları kurallarını, patikalarını, ağaç sayısını insanın belirlediği parklar gibi steril ve köşelidir. Akay maketleri önce kağıttan yapmış daha sonra soğuk ve ehlileştirilmiş izlenimini hallerini korumaları için metalle CNC kesim ile şekillendirmiştir.