Çağlar boyunca sorgulanmaktan ve yerine tanımlar ve anlamlar yüklenilmesinden kendini sıyıramamış olan sanat, sanatçıların üzerinde bıraktığı etkileri, görsel, işitsel izlenimlerini algısal bir içtepki ile dışavurmaktadır. Bu dışavurum sürecinde, çalışmalar sanatçıların bulundukları çevresel, siyasal, ekonomik, dilsel, psikolojik, sosyolojik ve kültürel farklılıklardan oluşan olguları da beraberinde barındırarak yeni yaratılar ve var olan olgunun yeni bir nefes ile yepyeni bir kimliğe büründürülerek bizlerin beğenisine sunulmuştur. Sanat bizlere her daim görmeye, işitmeye, hissetmeye alıştığımız duyguları, görsel-işitsel olguları her defasında tekrardan solumaktansa, bu olguların her bir sanatçı sayesinde hayata geçirilmiş farklı yönlerini, karakterlerini hissetmemize, işitmemize, görmemize olanak tanıyan bir  fırsattır. Sanat tek bir olgunun farklı anlayışların harmanlanması ile kendine yeni kimlikler kazandırarak, kültür, dil, din, ırk farklılığı tanımadan kavramsal tüm sınırların ortadan kalktığı bir uzamda sanatçıların tüm yaratıcı güçlerini katarsis etkeni altında seyirci ve dinleyici ile paylaşmasına olanak tanıyan bir aracıdır aslında… Los Angeles, dünyanın dört bir yanından bir çok ülkeden gelen insanların beraberlerinde getirdikleri çok kültürlülüğün etkisi sayesinde sınırların, dil, din, ırk farklılıklarının, yaş ve cinsiyet gibi kavramların ortadan kalktığı dünyanın en kosmopolit şehirlerinden biridir. 

Sanat bu çok kültürlülüğün ve dil farklılığının harmanlanması sonucunda bizlere dünyanın her bir penceresinden farklı manzaraları izlememize olanak tanımaktadır. Los Angeles’ta sınırsızlığın, yaratıcılığın ve özgür düşüncelerin karakteristik bir dışavurumsal ifade ile serbest bırakıldığı sanat, aslında sadece boya kalıntılarının kemikleştiği stüdyolara, tuvallere, dans salonlarına, konser salonlarına ya da sahne tozlarının arasına karışmış bir anlayışın çerçevesinden sıyrılmıştır. İmkan buldukça hayatın her anında ve her alanına nüfuz ederek varlığını sürdürmeye çalışmakta ve aynı zamanda sanatın her saniyesinde, dünyanın her noktasında yaşadığını bizlere anımsatmaktadır. Sanat, dünyanın her bir köşesinde farklı amaçları güderek gerçekleştirilen sanat fuarları, bienaller, galeri ve müze sergileri gibi etkinlikler sayesinde sanatçıların tüm algılarının çağının sorunlarına içsel bir tepkisinden oluşan kişisel bir katarsisin ve eylemin; seyircinin ve dinleyicinin ortak hislerini paylaşabildiği bir atmosferde bir araya gelmektedir. 

19.yüzyılda oluşan ve italyanca kökenli olup ‘’her bir diğer yıl’’ anlamına gelen ve her iki yılda bir düzenlenen, başta sanatsal ve kültürel olmak üzere dünyanın her yerinde uygulanan bir etkinlik olan bienal kavramı, bu sene Los Angeles’ın Westwood bölgesindeki HAMMER müzesinin, Loz Feliz bölgesindeki Barnsdall Park’ta bulunan Los Angeles belediyesine ait sanat galerisinin ve Culver City bölgesinde bulunan bağımsız çağdaş sanat alanı olan LA><ART’ın işbirliği sayesinde Los Angeles’ın ilk geniş kapsamlı ‘’ MADE IN L.A.’’ isimli bienali hayata geçirilmiştir. 60 sanatçının 3 farklı sanat alanında bulunan çalışmalarından oluşan bienalde figüratif ve soyut tablolar, heykeller, video enstalasyonları, fotoğraflar, kağıt üzerine çalışmalardan ve bir performans serisi ve halk programlarını içermektedir. Bienalin esas amacı, mikrocosmos bir dünyada bu kadar farklılığa, çeşitliliğe, karışıklığa ve canlılığa rağmen dünyanın en kosmopolit şehirlerinden biri olan Los Angeles gibi bir şehirde bir arada yaşayan, yaratıcı sanatçıların kendi görüşlerinin toplamından oluşan eşsiz bir sergiyi seyircilerin ilgisine sunmaktır. Bu 3 farklı sergi alanında farklı görsel sanat kategorilerinden oluşan çalışmalar yer almaktadır. Bu 3 farklı sanat alanından biri olan LA><ART ‘ta American kültürünün en önemli unsurlarından olan günlük dilde sıkça Amerikalılar tarandan kullanılan argo dilinin etkileri sonucu oluşmuş ve oluşum süreci 10 yılı bulan bir deviralma işlemini konu edinmektedir. LA><ART’ta bulunan ‘’SLANGUAGE’’ isimli sergi 2002 yılında’’ Los Angeles rıhtımının kalbi’’ olarak bilinen Amerika’nın Kaliforniya eyaletinin Wilmington şehrinde Mario Ybarra Jr. ve Karla Diaz gibi Los Angeles temelli sanatçıların oluşturmuş oldukları sanat atölyesinde 2002 tarihinden günümüz 2012 yılına kadar Los Angeles kökenli bir çok uluslararası sanatçının gerçekleştirmiş oldukları 10 yıllık bir birikimi yansıtan çalışmaları bir retrospektif havasında halkın seyrine sunmaktadırlar.

Sergi, Amerikalıların tamamıyla günlük dillerinde sıkça kullandıkları ‘’SLANG’’(argo) dilinin kültürün kopmaz bir parçası olduğunu, aynı zamanda sanat ve yaşam arasındaki sınırların, anlamların uluslararası bir diyalog haline gelen çalışmalar sayesinde ortadan kalktığını çok açık bir dille sergilemektedir. SLANGUAGE isimli sergi ağırlıklı olarak enstalasyonlar, belirli duvar resimleri, La Cienega bulvarında bulunan bilboardlar ve galerinin küçük bir alanında halka açık workshop programlarını ve söyleşileri barındırmaktadır. Sergi süresince belli tarihlerde LA><ART’ın özel bir alanında gerçekleştirilen workshoplar sayesinde yeni sanatçılara yeni işler hayata geçirme fırsatı da verilmektedir.