Edgar Degas, kendisine popülaritesini kazandıran balerin tablolarına başlamadan öncesinde izleyicisinde tedirginlik oluşturacak başka sahneler resmetmiştir. Empresyonist bir ressam olarak anılmasına karşın Degas bu şekilde anılmaktan hoşlanmamış, her zaman realizme daha yakın durmuş ancak kendisini böyle de tanımlamamış, bağımsız olarak tanımlanmayı tercih etmiştir. Diğer Empresyonist ressamların aksine Degas doğa tabloları, izleyicisinde huzur yaratacak sahneleri hiç bir zaman tercih etmemiş, aksine huzursuz edecek ve düşündürecek sahneleri seçmiştir. Sayısı 1500’ü aşan balerin tablolarında bile dikkatle incelendiğinde Degas’nın ince huzursuzluk dokunuşlarını görmek mümkündür.

İç Mekan’da sergilediği sahnenin kaynağı ve aslında nasıl bir durumu anlattığı hakkında üzerinde birleşilmiş bir görüş olmadığından eser farklı isimler ile de anılmıştır. Bu isimler arasında en çok kabul görenin İç Mekan olmasından sebep çoğunlukla bu isimle anılmakta ve müze koleksiyonunda da bu isimle yer almaktadır. İç Mekan, üzerindeki tüm görüş farklılıkları sebebiyle Degas’nın eserleri arasında en akıl karıştırıcısı kabul edilir. 

Degas resmin 1869’da Paris Salon Sergisi’nde sergilenmesini istese de resim bu sergiye kabul edilmemiştir. İlk kez 1905’te Galerie Durand-Ruel‘de halka açık olarak sergilenmiştir. 1905 öncesinde atölyesinde tanıdıklarına sergilediği tablosunu, Walter Sickert ile yaptığı bir konuşmasında diğer tablolarıyla karşılaştırarak “anormal tablom” olarak nitelemiştir. 

Edgar Degas - Prima Ballerina, Pastel, 1876; Musée d'Orsay, Paris.
Edgar Degas – Prima Ballerina, Pastel, 1876; Musée d’Orsay, Paris.

Kompozisyonda, açıkça perişan olduğu fark edilen, yarı giyinik genç bir kız, bir sandalyeye dayanmış, sandalyeden destek alarak ayakta durmaya çalışırken görülür. Sırtı, sakallı bir erkek figüre dönüktür. Yüzü kimliğini saklarcasına gölgelerle saklanmıştır. Erkek tamamen giyiniktir ve ifadesiz bir yüzle kızı izlemektedir. Tüm figürü gölgede kalmıştır. Kapıya dayanarak, odadan çıkışı kapatmış, engellemiştir. Bu kompozisyon, kızın ve erkeğin eşit olmayan güçlerini, kızın odada hapsoluşunu ve erkeğin ifadesizliğini açıkça göstermektedir.

Degas, tabloyu güçlendirmek ve sağlamlaştırmak amacıyla renkleri ve ışığı kullanmıştır. Tenebrism tekniğinin başarılı bir örneğini, genç kızı ve orta mekan objelerini ( lamba ve dikiş kutusu gibi) aydınlık ve zengin renklerle resmederek vermiştir. Tenebrism, batı resminde figüratif kompozisyonlarda dramatik etkiyi arttırmak için, aşırı zıtlık noktasında aydınlık ve karanlığın kullanıldığı bir tekniktir. Kızı ve orta mekanı bu denli aydınlatırken, erkeği karanlıkta ve gölgede bırakması bu tekniğin güzel bir örneğidir. Bu teknikle, korku ve utançla büzülmüş kızın üzerine dikkatleri çekerken, karanlıkta kalan erkeğin etrafında kötülük hissi veren bir etki yaratmıştır.

Odanın aydınlatılmış bölümlerinde kullandığı kırmızı tonlar, pek çok farklı yoruma açıktır. Her kültür ve dinde farklı anlamlar yüklenen kırmızı renk ikonografide de farklı anlamlar taşımaktadır. Hem iyi hem kötü anlamlar yüklenebilecek güçlü bir rengi, odanın belirgin ışığı olarak yerleştirmesi Degas’nın bu sahneye yüklediği anlamı da destekliyor olabilir mi? Açık dikiş kutusunun iç döşeme kumaşı, lambadaki çiçek deseni, kızın ten rengi gibi detaylarda kırmızının farklı tonları açıkça seçiliyor. Aydınlıkta kullanılan kırmızı tonlar, belki bu güçlü sahnedeki tutku ve arzuyu temsil etmesi için eklenmiş, belki de rengin diğer bir anlamı düşünülerek utanç ve yüz kızartıcı bir durumu desteklemekte kullanılmıştır ancak hiç kuşkusuz her bir noktasında Degas’nın ustalığının izlerini taşıyan dokunuşlardır.

Sahnedeki teatral hava sanat tarihçilerine, resme kaynaklık eden edebi bir metin olduğunu düşündürmüştür. Ancak öngörülen hiçbir metin, tüm sanat tarihçilerince kabul edilmemiştir. İç Mekan, Degas’nın en teatral modern hayat tablosu olarak tanımlanmıştır. Sanat tarihçileri tablodaki sahnenin belirgin bir şekilde düzenlenmiş olduğunu, objelerin dekor gibi düzenlendiğini ve ışığın bir tiyatro oyunu etkisi yarattığı görüşünde birleşmişlerdir. Bu sahne etkisi veren tablonun, edebi metinlerde kaynağının aranmasının nedeni de budur. 

Galerie Durand-Ruel'deki İzlenimciler Sergisi
Galerie Durand-Ruel’deki İzlenimciler Sergisi

Louis Edmond Duranty’nin “The Struggle of Françoise Duquesnoy” kitabı geniş bir kitlece kaynak olarak kabul görse de, Duranty uzmanları bu görüşü kabul etmez. Emile Zola’nın “Madelaine Férat” kitabı da bazı yönleriyle bu tablonun kaynağı sayılmıştır. Ancak her iki kitapta da tabloya uymayan özellikler olduğundan bu görüşler kesinlik kazanmamıştır. 

Sanat tarihçisi Theodore Reff, 1976’da yine Emile Zola’nın bir romanı olan, Thérése Raquin’i tabloya kaynak göstermiştir. Reff, kitabın 21. Bölümünün başlangıcını kanıt olarak gösterir ancak tabloda olup (masanın üzerindeki dikiş kutusu, yerdeki korse) metinde olmayan her şeyin ikinci bir metnin etkisi olabileceğini de kabul eder. 

2007 yılında, Felix Kramer, Reff’in yazısından yola çıkarak yeni bir değerlendirme yapar. Kramer’e göre metin ve tablo arasında tutarsızlık vardır. Örneğin, romandaki Camille ve Thérése gibi yeni evli bir çiftin, düğün gecelerinde, odalarında tek kişilik bir yatak olmasını anlamsız addeder. Kramer’e göre tablo, Degas’nın hayranı olduğu Paul Gavarni’nin Les Lorettes serisinden (1841) bir sahnedir. 

Gavarni’nin litografilerindeki sahnelerde sergilediği kadınların birer hayat kadını olduğu tahmin edilmektedir. Lorettes adının, Paris’te hayat kadınlarının bulunduğu bir bölge olan Notre-Dame-de-Lorette’e bir gönderme olduğu düşünülmektedir. Bu kadınlar, civardaki otellerde yaşarlarmış ve yanlarından ayırmadıkları birkaç parça eşyalarının arasında içleri kumaş kaplı dikiş kutuları mutlaka olurmuş. Degas’nın tablosunda bu dikiş kutusunun açıkça görülmesi Kramer’i tablonun yeni evli bir çifti göstermediğine, bir Lorette’i gösterdiğine ikna etmiştir. 

İç Mekan, aynı zamanda Degas’nın bir sanatçı olarak değişkenliğini gözler önüne serer. Gizli anlamlar ve sosyal alegoriler olmaması, Empresyonist çalışmaların karakteristik özelliklerinden sayılsa da, Degas az da olsa İç Mekan gibi sosyal anlamlar taşıyan tablolar yapmıştır. Daha sonraki tablolarında da olduğu gibi, örneğin Prima Ballerina, Degas umutsuzca hapsolmuş, rollerinden çıkamayan kadınları resmeder ve bununla 19. Yüzyıl kadınının sosyal durumuna da dikkati çeker. Örneğin her iki resminde de karanlık, gölgeli bir erkek figür, genç bir kadını izler. Bu genç kadınlar, zengin, güçlü erkeklerin karşısında, zavallı, boyun eğen, mutsuz birer kurban imgesini çağrıştırır. 

Çağdaşları olan diğer Empresyonist eserlerle karşılaştırıldığında İç Mekan daha az soyut, daha az açık kompozisyon özelliği barındıran, ton ve içerik olarak çok daha karanlık bir tablodur. Anlamlandırılmak için pek çok tabloyla karşılaştırılmış, kaynağının bulunması için üzerine pek çok makale yazılmış olmasına rağmen hala tamamen anlaşılamamış ve kesin kanıtlarla bir araştırma sonucu ortaya konamamıştır.